12 Şubat 2012 Pazar

Kapılar


Hiçbir kapının tamamen kapanmadığını görmenin insana bahşettiği o umudun yıkıcılığının bazen hiçbir acının açtığı yaraya benzemiyor oluşu öyle bir buhrana sürükleyebiliyor ki... Tünelin sonunda görünen ışığa varma ümidini yitirmeden ilerlerken o küçük umutla yitip gitmek mi daha akıl kârı, yoksa herşeyin ayırdına varmış tam bir bilinç içindeyken tükenmek mi daha avantajlı ruh için, sorgulamak gerekir.

Yanılsamalara yenilmek mi daha erdemli yoksa gerçeklere mi? Ufacık bir aralığı olan kapıya yöneliriz ardında aydınlığı görmeyi bekleyerek ama kendimizi kandırdığımızın farkındalığıyla o küçük kapı aralığından geçerek başka bir kapıya ulaşırız. Ardına kadar açık veya tamamen kapalı kapılar değil de yine ufacık aralıklar bekler hep bizi. Bilinci yerinde bilinçsizce kumar oynayan insanlar olarak yaşayıp gidiyoruz. Yuvarlanıp gitmiyoruz hiçbirimiz, dimdik ayakta fakat ellerimizde soru işareti el fenerlerimizle iz sürüyoruz.

8 Şubat 2012 Çarşamba

Hükümranlık Kısa Yolu - Ctrl Alt Zzz

İnsanoğlu kendi zaaflarını ürettikleriyle kapamaya, bu şekilde ezikliğini kendine UNUTTURMAYA mı çalışıyor? Televizyon örneğin... Bozulduğunda sert darbelerle kendine geliveren TV, yine sert bir darbeyle kendinden geçen insanoğlunun aşağılık kompleksinin bir tezahürü olabilir mi?

En bireysel anlamda milyonlarca yıldan sonra hala "aciziz". Ben bozar, ben düzeltirim mantığını parmaklarımıza öyle bir ezberlettik ki geri al tuşları parmaklarımızdan yayılan hataları düzeltmek için itaatkar bir sabitlikle emrimizi bekler oldular. "Kendini kandırma kısa yolları"na hükmederken dudaklarını gerip tatmin olan insan,

uyu...