31 Ocak 2011 Pazartesi

Ön Yargılarımız

Önyargılarımız bize at gözlüklerimizi taktıklarında, sağımızı solumuzu göremez olduğumuzda, önümüzdeki gerçeklerimizle baş başa bıraktıklarında bizi, karşımızda dimdik duran “her şey” ve “doğrularımızın” arkasından bize el sallayan, parmaklarını gözümüze gözümüze sokan “yanlışlar”ı ve “olamaz öyle şey”leri nasıl görmezden gelebiliriz? Hatalı olduğumuzu bile bile, kendi algılarımıza vurduğumuz zincirler bizi içten içe çürütüp, kendimize olan güvenimize güç katmak yerine onu zayıflatmaz mı? Başkaları bizi kandırmaya, “yemeye” ya da bizimle eğlenmeye çalıştıklarında ortaya çıkan öfke, kendi kendimizi kandırdığımızda söner gider mi, yoksa yine biz bataklığımızda öylesine mutlu olduğumuz için bu hiç haz almadığımız şeyleri kendimize yaptığımızda gözümüze hoş mu gelirler? Aptallığımızın verdiği sarhoşluğa mı kapılıyoruz böyle durumlarda, yoksa başkalarıyla değil de kendimizle eğleniyor olduğumuzun verdiği hoşnutluk mudur bizi bilincimizden eden?

Başkaları

Birilerine göre güzel bir sabahın kararmış akşamıydı uyandığı vakit, yoğun bir günü boş geçirmiş birinin boş vermişliği vardı üzerinde henüz. Gözlerinden sıkıntı ve bıkkınlık akıyor, arada bir akıp kuruyan yaşlar kirpiklerini yapıştırıyordu birbirine. Saate bakıp bakıp kavrayamıyordu gündüzü mü yoksa akşamı mı yaşadığını, gerçi melankoliye bağladığı zamanlarda da aynaya bakıyordu anlamak için yaşayıp yaşamadığını. Kendine kapandığından beri görüp de görebileceği tek şey kendisiydi ama buğuluydu gözleri her uyandığında ve yeniden uyanana dek, ayırt edemiyordu kendi şekli şemalini. Neye benziyordu, tam olarak nasıl bir şeydi? Hatırlayamadı. Banyoya gitti, aynanın önünde durup işaret parmağıyla yüzüne bastırdı, burnuna, yanağına ve gözlerine… Kendini hissetme çabaları nafile, moral vermek için olsa gerek, göz kıptı aynadaki yansımasına. O da ona karşılık verdi, dudaklarını gerip bir gülümseme kondurmak istediler suratlarında. Beceremedi her ikisi de. Yıkamadan çıktı yüzünü, yansıması da onun aksi yönünde uzaklaştı o giderken. Aldığı nefesin sesine dikkat kesildi bu sefer de. Birkaç defa daha aldı sesli sesi, sıkıldı sonra. Uyumak için kanepeye uzandı, uzaklaşıyordu kendisinden, kendinden geçerken. Üçü de başka âlemlerdeydi şimdi.

23 Ocak 2011 Pazar

Hakkında

schlaf mood, Almanca "uyku modu" anlamına gelen bir isim tamlamasıdır. İhtiva ettiği içerik ise anlamından yola çıkarak, bilincin en derinlere gömüldüğü andan koparılanlardır.


Kullanım Kılavuzu:
İçerik iki (2) bölümden oluşmaktadır: 
    1- Uyku Modunda Okunabilen Metinler

    2- Normal Modda Okunabilen Metinler
    
    1- Uyku Modunda Okunabilen Metinler
        Bu mod, metinlerin etiketlerinde "schlaf mood on" olarak belirtilecektir. 
        Önceden de değinildiği üzere, "bilincin en derinlerde seyrettiği uykuya
        en yakın zamanın uyuklama, uyku semesi evresidir¹" mantığından yola 
        çıkılarak böyle bir metot geliştirilmiştir.

    2- Normal Modda Okunabilen Metinler
        Bu mod, metinlerin etiketlerinde "schlaf mood off" olarak belirtilecektir.
        Normal Mod olarak değerlendirilen metinleri okumak için uyanık olmak
        yeterli olacaktır. Hem ayıkken, hem de yarı uyanıkken okunduğunda da 
        sağlıklı değerlendirmelere tabii tutulabilecek metinler bu etiket altında
        toplanacaktır.


Bilinçaltı denilen en mahrem, insanın kendisine en özel olan derin kuyudan çekilen suların mürekkep olduğu burada herkes bendir.
[1] Mobesse, Burak vonBilincimin Altında Kimin Bilinci Var?, Hasır Altı Edebiyatı Yayınları, Ankara, 2010.